Blue Garfield

4/10/2006

ACEMİCE BİR KARALAMA DAHA

İŞ BİLEN DOKTOR

 

            İş için sürekli müşteri ziyaretlerine gidiyordum. Biz satış temsilcilerinin tabiriyle sürekli sahada oluyorduk. Tabi sahadayken gerek planlı müşteri ziyaretleri gerekse yine bizim deyimimizle çatkapı habersizce yapılan müşteri ziyaretlerine genelde –gerçi her zaman- yaya olarak gidiyor günde ortalama 3-4 km yol yürüyorduk. Tabi kullandığımız toplu taşıma araçlarını saymazsak. Çat kapı yapacaksak yürümek gerekiyordu.

            Zaten vücudum kırılmaya, kırmızı alarm vermeye neden arıyordu. Kötü hava koşulları, aldığım gıdaya dikkat etmeme sonuçta vücudumun infilak etmesine neden oldu ve yine sahadayken belim ağrımaya başladı. Bu ramazanın ilk gününe denk geldi. Yürürken birden belim ağrımaya başladı ve akşamına da devam etti. Evime geldim. Yemeğimi yedim ve yattım. Ertesi gün için dinlenebileceğimi bir şikayetimin olmayacağını düşünüyordum. Daha sahur yemeğine kalktığımda anlamıştım ne kadar yanılmış olduğumu.

            Kararımı vermiştim. O gün sahaya çıkmayacağım erkenden hastaneye gidecektim. Hergün ki gibi sabah kalktım, tıraşımı oldum, içimdeki karamsarlığı yansıtacak olan; aslında giymeyi sevmediğim siyah takımı giydim ve ofise gittim. Nerdeyse herkesten önce girmiştim ofise ben gittiğimde ofisboy olan Coşkun ve yeni oluşturulan takımdan bir kişi vardı. Yerime geçtim, oturdum, bir önceki akşamdan kalan evrağımı tamamladım ve raporumu yazdım. Tabi bu arada tarifi imkânsız acı duyuyordum. Bir an önce liderimiz Deniz hanım gelsinde izin alayım çıkıyım diyordum. Arkadaşlarım birer birer gelmiş fakat o halâ ortalıkta yoktu. Neyse sonunda geldi. Mavi gözlerinin her zamanki şirinliği ile bir göz kırptı ve yerine geçti. Evrağımı hazırladım kendisine teslim ettim ve durumu anlattım o gün hastaneye gitmek için izin istedim. Beklememi söyledi. Bekledim. Günlük geleneksel toplantımızı yaptık. Hedefler verildi. Toplantı bitti ve koltuklarımıza geçtik. Herkes plan yaparken ben boş boş oturuyordum. İlk defa bu kadar rahattım. Çünkü o gün program yapmayacaktım ve stressiz olacaktım. Uzun zamandır bu kadar rahat bir sabah geçirdiğimi hatırlamıyorum.

            Arkadaşlar satışa çıkarken ben hastaneye gidiyordum. İşe başladığımdan beri hep iş için gidiyordum hastanelere ama bu kez durum farklıydı. Bu sefer hasta olarak gidiyordum hastaneye. Uzun zamandır herhangi bir sağlık problemim nedeniyle hastaneye gitmemiştim. Bu sefer durum bana göre oldukça ciddi idi. Belim ağrıyordu ve ayakta duracak halim yoktu. Deyim yerindeyse baston yutmuş gibi yürüyordum. Hastaneye giderken aklıma birden böbreklerimde bir problem olabileceği aklıma gelmişti. Fakat

            Gittiğim hastane özel ve yabancı bir hastaneydi. Daha önceden gözümdeki rahatsızlıktan dolayı gitmiştim ve hastane hizmetinden doktorların ilgisinden ve çalışanların nezaketinden memnun kalmıştım. Koridorlarında ilaç kokusu yoktu. Belki de  beni oraya çeken oydu. Vezneden dahiliye servisi için  sıramı aldım ve sıra aldığım doktorun odasının olduğu koridora doğru ilerlemeye başladım. Vezneden sonra dört adım yürüdüm ve sağa döndüm dört adım daha yürüdüm ve dört basamaklı bir merdivenden çıktım. Doktor odalarının kapısının sağ tarafında yer alan doktor isimlerinin yazılı olduğu tabelaları okuyarak dahiliyeci ve aynı zamanda başhekim yardımcısı olan Dr. Murat Bey’in kapısına geldim. Kapı kapalıydı ve kapının karşısında duvara yaslanmış olan kırklı yaşlarında bir bayan hasta bekliyordu. Ondan başka bekleyenler de vardı fakat diğerleri oturuyorlardı. Ayakta olduğu ve Murat Bey’in odasının karşısında beklediği için ona Murat Bey’i  bekleyip beklemediğini ve sıra numarasının kaç olduğunu sordum. Benim numaram 14 idi. Sormamın nedeni ise tahmini olarak ne kadar süre bekleyeceğimi tahmin etmek içindi. Bilmesem de olurdu ama merak işte. Zaten hastanenin bilgisayar sistemi bir karışıklık olmasına izin vermiyordu.  İçeriye; kiminsırası gelmişse Dr. Murat Bey’in davetiyle o girebiliyordu. Soruma aldığım cevap oldukça ilginçti. Sanırım bazı (!) hastanelerde yaşanan sıra karmaşasından endişelendiğim düşünmüş olmalı ki bana verdiği cevap aynen şu idi. Merak etme sen oğlum. Murat bey iş bilen doktor kendisi bir bakınca kimin sırası geldiğini anlıyor ve içeriye alıyor. Muayeneden sonra anladım ki gerçektende D.r. Murat  işini iyi biliyor. Yaptığı muayeneden sonra boğaz akıntım ve ağrımda, 2 gün sonrasında ise belimde hiçbir ağrı kalmadı.

             

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: azmavi | Tarih: 2007-05-31 22:03:54
    Konu: selam
    merhabalar.Keyifli bir ziyaretti

    Bağlantı »

Yorum yaz!

« Önceki — Sonraki »